TÜRK TARİHİNDE KADINLAR – Oğuzhan Sayın -Öğrenci

 

 
    Eski Türk
toplumlarında kadınların yüksek bir mevkisinin bulunduğuna dair genel kanı
vardır. Bazı Türk yaratılış destanlarında kadın, kainatın yaratılışına sebep
olan bir ilham kaynağı olarak görülmüştür.
Örnek vermek
gerekirse, herkesin de bildiği gibi yapılan kurultaylarda hatun da  bulunurdu. Kağanın verdiği karar kadar, hatunun
kararı da önemsenirdi. Hatta,kadının erkekle aynı derecede konumlandırılmasını,
Göktürk Kağanlığı’nda paraların üzerinde hem kağanın hem de hatunun
resimlerinin bulunmasıyla ispatlayabiliriz.
    Hatta
öyleki, Türklerin kurduğu devletlerde dahi birçok kadın hükümdar bulunmaktaydı.
Bunların en büyük emsali, şüphesiz Tomris Hatun’dur. O,kendi  ordusundan beş kat büyük olan Pers ordusunu
yenilgiye uğratmış ve Pers İmparatoru Kirus’n başını bizzat kendisi kesmiş bir
Türk hükümdarıdır. Lakin, tarihimizdeki kadınların üstünlüğü bununla da
kalmaz.Örnek olarak, başarıları ile komutanlarını kıskandıran Delhi Sultanı
Raziye Begüm Sultan ya da Çinlilere karşı yıllarca mücadele ederek, kendisiyle
evlenmek isteyen Çin hükümdarına cevap olarak, milletini düşündüğü için kendi
canına kıyan Doğu Türkistan hanı Dilşad Hatun ve daha niceleri tarihimizin onur
köşesinde yerlerini almışlardır.
    Ve tabii ki
Osmanlı’da da valide sultanların, haseki sultanların hatta padişah kızlarının
yönetime ve devlet meselelerine doğrudan katıldığı tarihi bir dönem
bulunmaktadır. Bu döneme “Kadınlar Saltanatı” denir. Hürrem Sultan’la başlayan
bu dönem Köprülü Mehmet Paşa’nın sadrazam oluşun kadar gitmiştir. Bu dönem
boyunca  kimi ötekinin kuyusunu kazmış, kimisi
ise şehzadelerin ve sadrazamların sonunu
hazırlamıştır. Bunların en ünlüsü popüler kültürün de etkisiyle beraber
şüphesiz Hürrem Sultan’dır. O, Şehzade Mustafa ve Sadrazam İbrahim Paşa’nın
ölüm kararında etkili olarak zamanla güçlenmiştir. Bu dönem süresince yedi adet
sultan, devlet işlerinde büyük söz sahibi olmuşlardır.
     Bu dönem, IV. Mehmed’in annesi Turhan
Sultan’ın Kösem Sultanı öldürtmesi ve sadrazam olarak, Köprülü Mehmet Paşa
atamasıyla sona erer. Lakin, bu Osmanlı Devleti’nde kadınlar her zaman için
hükümdarın devlet yönetiminde aldığı kararları etkilemekten geri kalmışlardır
demek değildir. Aksine, her zaman saray içinde etkili olmuşlardır.
Eğer halk
içinde kadınların etkinliğini incelersek, Osmanlı’da vakıfların %36 ‘sının
kadınlar tarafından kurulduğunu görürüz. Bu, Osmanlı toplumunda kadınların, sosyal
faaliyetlerde etkin rol oynadığını ve servet sahibi olduklarını göstermektedir.
Yakın tarihimize bakarsak da milli mücadelede ve 93 Harbi gibi savaşlarda da
boy göstermiş nice kadın kahramana rastlarız. Bunlara örnek olarak, Erzurumlu
Nene Hatun, Kastamonulu Şerife Bacı, Onbaşı Nezahat, Kılavuz Hatice ,Kara Fatma
ve Samsun’da Rum çetelerine karşı savaşmış Fatma Çavuş verilebilir. Lakin, bu
şahsiyetler aralarında en çok bilinenleridir. Tarihimizde bunların, daha nice
emsalleri bulunmaktadır.                                                                                                                     
     Ve tabii ki günümüzde, yaptıkları bilimsel
çalışmalarla ülkemizi temsil eden Canan Dağdeviren “giyilebilir kalp pili” buluşuyla,
Burçin Mutlu Pakdil “Burçin’in Galaksisi” adını verdiği galaksi keşfiyle, ”Yılın
En Seçkin Bilim İnsanı Ödülü”ne layık görülen Prof. Dr. Mutlu Özcan
ve
daha nice bilim kadını ülkemizi temsil etmektedir.

 

Exit mobile version