DÜNYANIN 3. BÜYÜK GEN BANKASI TÜRKİYE ‘DE

Türkiye’nin dört bir yanından gelen 107 bin çeşit tohum Ankara’daki Tohum Gen Bankasında saklanıyor. Dünyanın üçüncü büyük tohum gen bankası olan merkezde 1000’in üzerinde tohum çeşidi tescil ettirilmiş durumda. ANKARA’da Tarım Bakanlığının kampüsü içinde yer alan ‘Türkiye Tohum Gen Bankası’ bugün dünyanın üçüncü büyük gen bankası. Türkiye coğrafyasında bugüne kadar 12 bin çeşit bitki tespit edildi, bunların 4 bini endemik (başka hiç bir yerde yetişmeyen türler).Bu özellikleri nedeniyle dünyada benzerine az rastlanan bir bitki zenginliğine sahip olan Türkiye’de 12 bini aşkın bitki çeşidi bulunurken, yaklaşık 10 milyon kilometre karelik alana sahip Avrupa Kıtasında ise sadece 9 bin bitki türü bulunuyor.

Bu biyolojik çeşitliliğe sahip çıkmak için ilk gen bankasının 1974’te İzmir’de kuruldu ama yetersiz kalınca ABD ve Çin’den sonraki en büyük gen bankasını Türkiye Ankarada yapmaya karar verdi ve bir yıl süren inşaatı ardından merkez 2010’da açıldı.

107 BİN ÇEŞİT TOHUM

Mütevazı görünümlü binada ziraat mühendisi, biyolog, kimyager ve botanikçilerden oluşan 15 kişilik bir ekip çalışıyor. İçeride üç soğuk oda, biri moleküler biyoloji üzerine çalışan iki laboratuvar, kurutma ve paketle odasıyla kurutulan bitki örneklerinin ileride yapılacak çalışmalara referans olması için 60 bin örneğin saklandığı bir herbaryum bulunuyor. Bankada 3 bin 650 bitki türüne ait tam 107 bin çeşit tohum muhafaza ediliyor. Tohumlar, her yıl 2 bin araştırmacı tarafından Türkiye’nin dört bir yanından bitkileriyle beraber toplanıp merkeze gönderiliyor. Otları ayıklanıp temizlendikten sonra detaylı canlılık testi yapılıyor. Ardından belli bir derecede kurutulduktan sonra özel vakumlu torbalar halinde 5, -5 veya -20 derecelik odalarda saklanıyor.

AMAÇ İTHALİ AZALTMAK

Ancak elbette tohumları sadece doğadan alıp depoya atılmıyor, yabancı tohum bağımlılığını azaltmak için ıslah çalışmaları yapılıyor. Yani doğal şartlara ve hastalıklara dayanıklı, verim ve kalitesi yüksek çeşitler geliştiriyor. Türkiye, hububat ve bakliyatta yüzde 100 yerli çeşitler üretmeyi başardı. Buğdayda binin üzerinde çeşit tescil edilmiş durumda. Bir çeşidin tescili için araştırmacılar 12 yıl çalışıyor. Tohumlar AR-GE yetkisi olan özel firmalara veya üniversitelere de veriliyor. Geçen yıl hem özel sektöre hem de kamu kuruluşlarına toplam bin çeşit tohum gönderilmiş.

DÜNYADA İSE;

2008 yılında kurulan ve Norveç hükümetiyle ‘Kültür Bitkileri Çeşitliliği Küresel Fonu’ (Global Crop Diversity Trust) ve Kuzey Genetik Kaynaklar Merkezi tarafından desteklenen depo, sürekli yeni tohum numuneleriyle zenginleştiriliyor.
Depo, son olarak Suriye’den getirilen 25 bin adet nohut, bakla ve diğer baklagillere ait tohum numunesiyle takviye edildi. Svalbald Küresel Tohum Deposu’nda, resmi açılışının yapıldığı 2008 yılından bu yana depolanan numune sayısı 740 bini aştı. Toplamda 500’er tohum içeren 4,5 milyon numune, yani 2 milyar 250 milyon tohumun depolanması hedefleniyor. Norveç’in kuzeyindeki Svalbard takımadasında buzulların arasındaki bir dağın 130 metre derinliğine inşa edilen ambar, geleceğin Nuh’un Gemisi işlevi görecek.

‘Kıyamet günü kasası’
Kıyamet günü kasası diye de anılan Svalbard Küresel Tohum Deposu, küresel ısınma, deprem ve hatta nükleer saldırılara karşı dirençli bir şekilde inşa edildi. Eski bir kömür yatağının 120 metre kadar içine giren bir sığınak şeklindeki tesis, 27 metre uzunluk, on metre genişlik ve altı metre yüksekliğindeki üç ambardan oluşuyor. Şu anki deniz seviyesinin 130 metre üzerinde bulunan depoların, iklim değişikliğine bağlı olarak su seviyesinin büyük ölçüde yükselmesi durumunda bile güvende olacağı hesaplanıyor. İnşasında kullanılan malzemelerin nükleer savaş ya da uçak çarpmasına karşı da dayanıklı olduğu belirtiliyor. Özel soğutma sisteminin yer aldığı tesiste bilimsel tahminlere göre tohumların, çeşidine göre, 55 yıl (ay çiçeği tohumu) ila 10 bin yıl (bezelye tohumları) dayanabileceği öngörülüyor. Eskiyen tohumlar sürekli yenileriyle değiştiriliyor.
Bu yıl depolanan numuneler arasında Ermenistan’daki değişik iklim bölgeleri ile Tacikistan’daki Pamir dağlarından getirtilen buğday da bulunuyor. Yabani tohumlara da çetin hava koşullarına dayanıklılıkları nedeniyle özel önem veriliyor. Yabani tohumların hayatta kalabilmek için çetin ve kuraklığa karşı direnç ya da haşere ve hastalıklara karşı dayanma gibi karakter özellikleri var. Bu nedenle gelecekte iklime uyum gösteren çeşitler yetiştirme konusunda çok değerli olacakları düşünülüyor.
Svalbard ambarına en büyük katkı ABD tohum bankasından geliyor. Bu yıl ABD’den, aralarında İnka ve Azteklerin besin değeri yüksek tahıllarından horozibiğinin de bulunduğu 12 bin 801 numune gönderiliyor.
Projenin hedefi, pirinç, mısır, buğday, patates, elma, maniok, hindistancevizi gibi en önemli 21 bitki türünün mümkün olduğunca yediemin ilkesine bağlı şekilde muhafaza edilmesi ve tür çeşitliliğinin sağlanması.

BASINDAN

0 0 0 0 0 0
  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli
Makale gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 478