ADI DEĞİŞİNCE TADI DA DEĞİŞİYORMUŞ…

indir

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Zamanın birinde dağda yaşayan amcanın biri köyünden şehire inmiş. Gezip dolaştıktan sonra karnı acıkmış. Tabi ilk bulduğu lokantaya girmiş ve garsondan KARTULİ yemeği istemiş.
Garson ‘- anlamadım amca gel istersen yemekler şurada hangisiyse bana göster de vereyim’ demiş.
Yaşlı amca kalkmış yemeklerin olduğu bölüme gitmiş ve orada gördüğü yemekler içinde istediği yemeği -‘işte bu’ diyerek KARTULİ yemeğini göstermiş.
Garson yemeği bir güzel servis etmiş, oldukça janjanlı ve lüks bir sunum da yaparak tabii. Amca önüne konan yemekten bir kaşık almış ve yüzünü buruşturmuş. Onu uzaktan takip eden garson amcanın yemeği pek beğenmediğini ama yine de yemeye devam ettiğini görmüş.
Biraz sonra yaşlı amca yemeğini bitirmiş ve hesap ödemeye kasaya yönelmiş.
Garson “-nasıl amca patates yemeğini beğendin mi?” diye sormuş.
Yaşlı amca -ne yemeği? diye tekrarlamasını isteyince. Garson “-patates yemeği” diye cevabını tekrarlamış.
Amca hiç istifini bozmadan ”-ben de niye yemekten KARTULİ tadı almıyorum diye düşünmüştüm meğer ona şehirde PATATES diyorlarmış” demiş ve eklemiş; “bir şeyin adı değişince tadı da değişiyor demek ki” diyerek hesabı ödemiş ve çıkmış.
Şimdi; ‘bu kadar girizgahı neden yaptınız?’ diye soranlar olabilir. Hemen açıklayayım; biz bugün HASTAHANE diye bir ismi kullanıyoruz. Ne demek hastahane? HASTA(sağlığı bozulmuş olan kişi ya da kişiler) HANE (onların çokça bulunduğu yer ve hatta evleri). Yani hastahaneye sağlam giden adam sağlığından oluyor. Çünkü mekan adıyla müsemma olarak geleni hasta etme ve eylem gerçekleştiğinde de ona evlik yapma potansiyeline sahip bir yer. Yani sağlam insanı hasta eden yer.
Oysa ki bu mekanlara eskiler ‘ŞİFAHANE’ derlermiş. Nedir ŞİFAHANE? ŞİFA (hastalıktan kurtulma, iyi olma hali) HANE (evi). Yani mekana hasta girenin iyileşip çıktığı yer anlamında kullanılmış eskiden.
Yani eskiler şimdiki kapitalistler gibi hastayı değil şifayı önceliyorlarmış. Şimdi ise sırf kapitalist ilaç firmaları para kazansın diye adı değiştirilmiş ve hasta öncelenir olmuş.
Benzer bir şey ‘DOKTOR’ için de geçerlidir. Doktor demek; “Bir fakülteyi veya bir yüksekokulu bitirdikten sonra belli bir bilim dalında en yüksek öğrenim basamağına vardığını, geçirdiği özel sınavla ve başarılı bir eserle gösterenlere verilen akademik unvan” sahibi olmak demektir.
Yani işin profesyoneli ve işini para için profesyonelce yapan kişi demek. Oysa eskiden bu meslek erbabına ŞİFACI ya da HEKİM denirdi. Neydi bunların anlamı; şifacı (iyileştiren, şifayab eden), hekim ise ( Hikmet sahibi olan) demek idi.
Ad değişimine üçüncü bir örnek de “ÖĞRETMEN” kelimesidir. “Birine istenilen herhangi bir konuda bilgi ve beceri kazandır” anlamına gelen ‘ÖĞRET’ kelimesine, men etme, engelleme, yasaklama anlamına gelen ‘MEN’ eklenerek oluşturulmuştur. Oysa bu kişilere eskiler MUALLİM“ ilim sahibi derlerdi.
Yani ilmi içselleştirmiş ve bir membaya dönüşmüş eksik olanı tamamlayan irfan ehli olan kişi idi.
Benzer bir durum bugün “ÖĞRENCİ” için de geçerlidir. ‘Öğrenme işini gerçekleştiren kişi’ olarak anlamlandırılan Öğrenici’ ismi herhangi bir istek ve takibi öğrenme fiili maksadıyla bünyesinde barındırmak zorunluluğunu yüklemeyen kişidir.
Oysa eskiden bu ismin yerine “TALEBE” ifadesi kullanılırdı ki bu ‘talep etme işini yapan’ anlamını taşır bu işi çocuğa yükler ve çocuklar ne kadar talep ederlerse de o kadar kendilerini geliştirirlerdi.
Uzun lafın kıssası şifahanelerin, şifacı hekimlerin, muallimlerin ve talebelerin adlarını, hastahane, doktor, öğretmen ve öğrenci ile değiştirerek profesyonel bir işe dönüştürdükten beri ne iyi olabiliyoruz ne öğrenebiliyoruz ve ne de öğrenebiliyoruz. Vesselam
Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Açı Bakışı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!