ÖĞRENCİLERİN PARAGRAF SORULARI

1-

İnsanlar, başlarına gelenleri yaptığı hatalara bağlar mı? Ben bağlayabiliyorum. Çünkü dikkat ettikçe şunu anlıyorum; örneğin kafam ‘’Utkan bugün annenle tartıştın. O yüzden katlanmak zorundasın.’’ diyor. En önemlisi bu konunun tamamen hissiyata bağlı olması ve insandan insana anlamsızca değişmesidir. Peki dinimiz ne diyor? Bazılarının olabilirliği var. Fakat bütün sıkıntılarını buna bağlamak ve böyle düşünerek yaşamak insanı yoldan çıkarabilir.

Sonuç olarak bu paragrafı yazdığımı hayatımdaki bazı hatalara bağlayabilirim.

Bu paragrafta asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

 

A)Her insan hayatında olanları kafasında geçmişe bağlar.

B)İnsanı insan yapan tecrübeleridir.

C)Anneleriyle tartışan insanlar paranoyak düşüncelere kapılabilir.

D)Kuşku ile yaşamak insanın kafasını karıştırır.

E)Konusu somut olmayan her düşünce insandan insana değişebilir.                        UTKAN ÇAKIR

 

2-

I. İlkokuldan itibaren hayatlarının her yerinde sınavlar yer alıyor.

II.Hayatları sınavdan ibaret hale gelen öğrencilerin zamanla kendini hayattan soyutlamış bireylere dönüşüyorlar.

III. Günümüzde öğrencilerin en büyük problemi sınavlar.

IV. İlkokulda başlayan bu sınav serüveni bir süre sonra öğrencilerin hayatlarını oluşturuyor.

 

Numaralanmış cümlelerle anlamlı bir paragraf oluşturulursa sıralama aşağıdakilerden hangisi gibi olur?

 

A) III-I-II-IV                     B) I-III-IV-II                    C) III-I-IV-II                 D) IV-II-I-III               E) III-IV-II-I 

CANSU SILA TURAP

 

3-

(I)İnsanlar kelimelerle düşünür.(II)Bu, şu demektir; bir kavramı kelime karşılığı olmadan anlayamayız. (III)Ama yine de iki kişinin aynı kelimeden anladığı farklı olabilir. (IV)Mesela kalem dendiği zaman aklımıza yazmaya yarayan çeşitli şekillerdeki alet gelir. (V) Aynı durum, soyut kavramlar için de geçerlidir.

 

Yukarıda numaralandırılmış cümlelerden hangisi anlam akışını bozmaktadır?

 

A) I       B) II       C) III            D) IV         E) V

 

 ZEYNEP SUDE KAYA

 

4

 

 (I)Kalem tutmayı bilmediğim yıllar, babamın özel  ders öğrencilerinin gelmesini bekliyorum. (II)En çok akşam gruplarını seviyorum çünkü gelenler kardeşimle bana sevdiğimiz abur cuburlardan getiriyor. (III)Ders esnasında kapının önünden ayrılmıyoruz kardeşimle). (IV)Hepsinin elleri kararmış ve biriken silgi tozlarından yoğurarak yaptıkları küçük hamurlarla oynuyorum. (V)Dün gibi hatırladığım izleyici koltuğumdan kalktım ve yönetmen koltuğundayım.

‘’Molalarda bizimle oyun oynamaları hoşumuza gidiyor.’’ cümlesi hangisinden sonra getirilmelidir?

 

         A) (I)               B) (II)            C) (III)             D) (IV)              E) (V)

SENA TAŞGIN

 

 

5-

Bir gün Nasrettin Hoca ile öğrencisi Niyazi hasbıhal ediyorlarmış. Hoca karısının hünerlerini anlatıyor öğrencisi de dinliyormuş. ’’Bizim Karakartal böyle, bizim Karakartal şöyle…’’Bilmeyenler için Nasreddin hoca karısının kızlık soyadını ona hitap ederken kullanırmış. Tabi bunu bilenler olduğu bilmeyenler de varmış. Bunu duyan bi Karakartal dayanamamış gitmiş hocanın yanına söylenmeye başlamış: ’’Hocam bu, kaç saattir hünerlerini anlattığın kimdir?’’ Hoca ‘’Karımdır.’’ demiş ve ona da karısını anlatmaya başlamış. Başlamış anlatmaya ama bu kuş ya rahat durur mu? Hocanın yanındaki kürkü alıp kaçmış. Hoca bir şey yapamadan bakmış durmuş. Sonra da şu sözü söylemiş öğrencisine: ’’Niyazi, oğlum bak kuş kürkü aldı ama değiştirme fişi bende kaldı. O kürk ona olmaz istese de değiştiremez. ’’Bunun üzerine de kalktığı gibi evin yolunu tutmuş.

 

Paragrafa göre aşağıdaki ifadelerden hangisi kesinlikle çıkarılabilir?

 

A)Niyazi, hocanın hem öğrencisi hem de oğludur.

B)Kara kartal hasbihal edildiği yere uçarak gelmiştir.

C)İntak sanatından faydalanılmıştır.

D)Niyazi, Nasreddin Hoca’nın başarılı bir talebesidir.

E)Nasreddin Hoca’nın karısı ev işlerinde çok maharetlidir.

 

 

ENES BERKAY YILMAZ

 

 

1)Bir öğrencinin sınav zamanı geldi mi aklına bin bir türlü eylem gelir; şarkı dinlemek, film izlemek, sahile gitmek…2)Bunlar da çevredekiler tarafından öğrencilerin dersten kaçmak istediği olarak algılanıyor. Oysa  asıl neden kaçma isteği değil,  özgürleşme isteğidir.3)Sınavların insanlar tarafından fazla büyütülmesi, hayatın gayesi olarak görülmesi; öğrencinin hayatını sınav odaklı yaşamasına neden oluyor.4)Dinlenmesi gereken yerde dinlenmeyen öğrenci çalışması gereken yerde de başka aktivitilere yöneliyor.5)Öğrenci de bu amaç üzerine yaşarken zamanla bunalıp başka aktivitelere yöneliyor.6)Bu da ne yazık ki çevresindekiler tarafından yanlış şekilde yorumlanıyor.

 

Numaralandırılmış cümlelerden hangisi parçadan çıkarılırsa anlatım akışı bozulmamaktadır?

 

A)2               B)3           C)4        D)5          E)6

 

İREM OCAK

 

 

7.

Hayat bir yolculuk derim her zaman. Bunu soyut anlatmak istersek de hemen halk ozanımızı Aşık Veysel’in değişiyle ‘’Uzun İnce Bir Yoldayız’’ lafı gelir aklıma. Her an değişik insanların yanımıza oturup yoldaşlık yaptığı yolculuk. Bu yoldaşlar kimi zaman dostumuz kimi zaman babamız, annemiz, eşimiz… Sadece dikkat etmemiz gereken o yolculukta tümsek gördüğünde kaçan ya da mideniz bulandığında elinizden tutmayan, saati sorduğunuzda ‘’ya beş dakika önce sordun’’ diye üfleyip, püfleyen yoldaşlar bulmamanız. Uzun ince bir yol ise eğer yoldaşınızda o ince hassas çizgilerden kaçınmalı ve sizin bitmek bilmeyen bu sonsuz yolculukta en yakın başucu kitabınız, yeri geldiğinde bir sözlüğünüz ama her zaman yanı başınız olması gerekir. Kısacası bu seyahatte önemli olan yol değil yoldaştır.

 

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinden yararlanılmamıştır?

 

A)Tanımlama

B)Benzetme

C)Alıntı Yapma

D)Betimleme

E)Karşılaştırma

 

BÜŞRA NUR ÖZÇELİK

 

 

 

 

Aşağıdaki 8. Ve 9. soruları bu paragrafa göre cevaplayınız.

 (I)Osmanlı Devleti’nde İttihat ve Terakki’nin başta bulunduğu II. Meşrutiyet dönemi ‘’Üç Paşalar’’ dönemi olarak da bilinir. (II)Bu üç paşa Enver, Talat ve Cemal’dir. (III) Dışarıdan İttihat ve Terakki birlik içinde gözükmesine rağmen her dönemde olduğu gibi bu dönemde de kendi içlerinde liderlik için rekabet ederlerdi.  (IV)Enver Paşa’nın en yakın adamlarından biri Yakup Cemal isimli istihbarat üyesiydi. (V) Yakup Cemil, zaman zaman İttihat ve Terakki karşıtı olaylara karışsa da Enver Paşa’ya yakınlığıyla kendini affettirmişti. (VI)Bunun farkında olan Talat Paşa Enver Paşa’nın yurt dışına çıktığı bir zamanda Yakup Cemil’in yakalandığı yerde idam edilmesi kararını çıkardı. (VII)Daha sonra bir asker birliği Yakup Cemil’i yakaladı ve tutukladı. (VIII) Komutanın idam emrini defalarca vermesine rağmen asker, Yakup Cemil’e silahını doğrultmadı. (IX) Yakup Cemil baktı ki asker isyan edecek, ordunun ve üniformanın onuru yerle bir olmasın diye o meşhur emri verdi: ’’Asker, nişan al.’’

 

  1. Bu paragrafın içinden ikinci bir paragraf oluşturulmak istense, bu paragraf hangi cümle ile başlar?

 

A)II         B)IV         C)V        D)VIII        E)IX

 

 

  1. Aşağıdakilerden hangisi bu paragraftan çıkarılamaz?
  2. A) İttihat ve Terakki’nin içinde, dışarı göründüğünden farklı durumlar vardı.

B)Yakup Cemil, devletin itibarına önem veren birisiydi.

C)İttihat ve Terakki yönetimi askerler tarafından önemsenmezdi.

D)Ordu, Yakup Cemil’e saygı duyardı.

E)Yakup Cemil, İttihat ve Terakki aleyhine eylemlerde bulunmuştur.

NADİR ARDA ORAL

 

10-Keman, insanı derinden etkileyen eşsiz güzellikteki sesiyle yaylı çalgılar ailesinin en önemli üyesidir. Sesi diğer çalgılara göre bir çok bakımdan insan sesine daha yakındır. Keman kendine özgü biçimiyle 16.yy da Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Teknesi, sırtı ve göğüs ile yanlıklardan oluşur. Yanlıkların ortasında ise büyük bir girinti vardır. Çalgının dört teli vardır. Kuyruğa bağlanan dört tel köprünün üzerinden geçip sapının ucundaki akort anahtarına bağlanır.

 

Parçada aşağıdakilerden hangisi kullanılmamıştır?

A)Yan tutmama     B)Açıklama     C)Benzetme

D)Sayısal verilerden yararlanma   E)Karşılaştırma

 

ZEYNEP ZEHRA BALTA

 

11-

 

O günümüz gençliğinde nadir rastlanan bir insandı. Sorgulayan yapısıyla araştıran ve öğrenmek için çabalayan birisiydi. Doğrularını çevresiyle hiç çekinmeden paylaşıp fikir alışverişlerinde bulunurdu. Bir şeyler anlatırken hep kendinden emindi. İnsanlar onun gibi düşünmese dahi onları etkileyebilecek kuvvetteydi sözcükleri. Çevresinin elinde tutup, onlara yol gösterip bu yolda beraberce yürümek isterdi. Sanırım bunların toplamı ve birçok sayamadığım özelliği de onu iyi bir insan yaptı. Bununla beraber ahlakına ve ahlakından asla ödün vermemesine imrenenler yok değildi.

 

Bu parçada bahsedilen kişi hakkında aşağıdakilerden hangisine varılamaz?

 

A)Konuşurken etkili cümleler kullandığına

B)Günümüzde sıkça rastlanmayan bir genç olduğuna

C)Metinde geçmeyen birçok özelliği olduğuna

D)Sözcüklerini seçerek kullandığına

E)Ahlakını beğenenlerin olduğuna

 

DUHAN ALATAŞ

 

12-

Bazen kendimizi Sonbahar’ da düşen bir yaprak gibi hissedebilir, nereye savrulduğumuzu bile bilmeyebiliriz. Bu durum her insanın karşılaşabileceği belki de karşılaştığı olağan bir durumdur. Boşluktayızdır yani. Olumsuz bir durum gibi görünebilir fakat bu durumu da pek tabii olumlu sonuçlandırabiliriz. Nasıl mı? Şu ana kadar yaptığımız her şeyi ve bundan sonra da yapacaklarımızı gözden geçirerek ‘’Ne istedim, neredeyim?’’ ya da ‘’Bundan sonra nasıl devam edeceğim?’’ gibi soruları samimi bir şekilde cevaplayıp, cevaplarımızı içselleştirirsek geleceğe dönük yaşantımızı buna göre şekillendirebiliriz. Yani demem o ki bize felaket gibi görünen şeyler belki de geleceğe yatırım için bir dönüm noktasıdır.

 

Yukarıdaki paragraftan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

 

A)İnsanın bir amacı olmalıdır.

B)İnsanın kendi kendini sürekli sorgulamalıdır.

C)Gelecekten beklentimizi hiç kesmemeliyiz.

D)Olağandışı olumsuz bir durumda bile kendimize inanmalıyız.

E)Olumsuz durumlar insanların yönlendirmesiyle ileriye dönük çok daha güzel hallere bürünebilir.

 

İCLAL KIRCALI

 

 

 

 

13-

23 Haziran 2020 09:30 üzerimi aradılar ve sınav salonuma doğru ilerledim. Etrafımda bir sürü insan vardı. Heyecanlı, stresli, rahat, hayattan bezmiş, tek umudu bu sınav farklı farklı insanlar. Onları gördükçe daha çok heyecanlandım ve salonuma girdim. Salonda sadece ben ve gözetmen vardı ve sınavın başlamasına sadece 10 dakika kalmıştı. Salon yavaş yavaş dolmaya başladı ama ben insanlara bakıp heyecanlanmamak için saate bakıyordum.

 

‘’SINAVINIZ BAŞLAMIŞTIR, BAŞARILAR.’’ Sesini duydum ve matematiği açtım. Sorular üzerime geliyor ve hiçbir şey anlamıyordum. Kitapçığı kapattım ve etrafıma baktım. Kapının yanında gözüme yabancı gelmeyen birisi var .Meğer Soner Hoca’ymış. Sınavın başından beri benim salonumdaymış ama heyecandan fark etmemişim. Bana göz kırptı ve tekrardan sınavıma başladım. Sınavımın güzel geçtiğini ümit ediyordum ve öyle oldu. AYT’den 73 netim vardı ama TYT’de Türkçe netlerim kötü olduğu için 7623.üncü olmuştum.

 

Paragrafa göre aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

 

A)Oğuzhan TYT Türkçe sınavından memnun değildir.

B)Oğuzhan sınavda heyecanlanmıştır.

C)Soner Hoca ile Oğuzhan önceden tanışmışlardır.

D)Oğuzhan hayalindeki üniversiteye gitmiştir.

E)Oğuzhan halinden memnundur.

 

OĞUZHAN AKSOY

 

 

14-

Sana anlatacaklarım var Akif Bey! Hani demiştin ya ‘’O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım’’ diye… Şimdilerde ne vecd kaldı ne secde… Süsledik ağaçları, aldık hediyeleri, saydık ondan geriye… Hani kesilirdi ama çekmeye gelmezdi! Medeniyet adı altında taktik bir zincir boynumuza, bir de verdik mi ucunu garba; sunduk şu cennet vatani önlerine altın tepside. Memleket iyiye gitmiyor artık dirilmenin vakti geldi bence Akif Bey! Ezanlar susmasın, Nazlı Hilal çehresini çatmasın, Çanakkale Geçilmesin…

 

Yukarıdaki parçada altı çizili kelime yerine aşağıdakilerden hangisi kullanılırsa anlam değişime uğramaz?

 

A)Muhabbet              B)Yakarış                   C)Ruh

 

D)Selam             E)Özlem

                 

 

 AYŞENUR DİŞLİ

  1. Gazeteci: (1)……………..

Bilim İnsanı: Fizik okumayı isteyen hemen herkes gibi evrene ve evrendeki düzenin nasıl işlediğine merak duyuyordum. Beni fiziğe yönelten temel neden buydu. İlkokul yıllarımdan itibaren bana eşlik eden bu merakı tarif etmek elbette pek kolay değil. Ama evren, atom, makinaların çalışma prensipleri hakkında ister yazı ister TV programları olsun gördüğümde büyük bir heyecanla takip ediyordum. İşte bu heyecan sayesinde fizikçi olmaya karar verdim diyebilirim.

Gazeteci: (2)……………..

Bilim İnsanı: Açıkçası Türkiye’de staj konusunda pek bilgim yok. Ancak CERN’de yaz okulu programları var. Her ülke için belli bir kota oluyor. Bildiğim kadarıyla ortak üye olduğumuz için bu kota iki kişi daha arttırılmış durumda şuan. Lisansınızın belki 3-4. yıllarında ya da yüksek lisans yaparken CERN’de hem derslere katılıp hem de burada bulunan bir araştırmacı ile bir iki aylık proje yapıyorsunuz. Bu CERN için geçerli ancak diğer parçacık fiziği laboratuvarlarında da benzer şekilde. Yurt içinde ya da yurt dışından bilim insanları ile iletişime geçtiğiniz takdirde meraklı ve ilgili öğrencileri reddeceklerini pek sanmıyorum. En azından önerilerini eksik etmeyeceklerdir.

Ülkemizi uluslararası alanda temsil eden bir insanımız ile yapılan röportajdan alınan kesit yukarıdaki gibidir.

 

Buna göre (1) ve (2) ile gösterilen yerlere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

 

  1. A) Fiziğe ilginizin çocukluk yıllarınıza dayandığını duymuştum. Gerçekten ilgisi var mı? (1)

CERN’de yaz okulu için ülkemize verilen öğrenci kotasının az olmasının sebebi sizce nedir? (2)

 

B)Fizik okumak istediğinize nasıl emin oldunuz?(1)

Staj yapabilmek için belli bir düzeyde olmak gerekir mi? (2)

 

  1. C) Fizik okuma sürecinizden bahsettik ama fiziği tercih etmenizde temel neden neydi? (1)

Peki parçacık fiziği öğrenmek isteyen arkadaşlarımızın staj yapabilecekleri yer var mı? (2)

 

D)Fizikçi olmak isteyenlerin sahip olması gerektiğini ve sizde de olduğunu düşündüğünüz özellikler var mı? (1)

Parçacık fiziğine ilgi duyanlara verebileceğiniz tavsiyeler var mı? (2)

 

  1. E) Fizik bölümünü tercih edecekler doğru seçim yaptıklarına nasıl emin olabilirler? (1)

CERN’de sahip olduğunuz staj imkanları hakkında bilgi verir misiniz? (2)

EBRU LEVENT

 

 

16-

Kızılelma

Kızılelma hakkında birçok rivayet vardır. Oğuzlara kadar uzanan Kızılelma adlandırılması bazı rivayetlere göre de İstanbul fethedilmeden önce Ayasofya’ya sonrasında Viyana’ya denildiği söylenir. Birçok şair ve yazar da Kızılelma’dan bahsetmiştir. Ömer Seyfettin’in Kızılelma diye bir öyküsü, Ziya Gökalp’in de Kızılelma diye bir şiir kitabı vardır. Peki nedir Kızılelma? Kızılelma yakınlaşıldıkça uzaklaşan, sonu olmayan, daima yolda olmayı gerektiren sınırları haritayla çizilemeyecek kadar büyük, Türk Milleti’nin ulaşması gereken bir hedeftir. Bu hedef o kadar geniştir ki merhamet bekleyen topraklara koşup mazluma sahip çıkmayı zalime boyun eğmemeyi gerektirir. Atalarından kalan topraklarını korumayı yorulmadan umutsuzluğa düşmeden devamlı yurdun için çalışmayı gerektirir. Birçoğumuzun unuttuğu duygudur aynı zamanda. Bugün en büyük sorunlarımızdan biri olan çağın gerisinde kalmamızın sebebi özümüzü kaybetmemizdir. Özünü kaybeden millet hedeflerini de hayalleri de kaybeder. Düşünmekten vazgeçer ve devlerin savaşında ezilen otlardan ibaret olur. Peki biz ne yapmalıyız ki ne ezilen ne de ezilen oluruz? Yeni nesillere hem ahlaki hem akademik eğitimleri hakkıyla verip kültürlü ve vicdanlı bireyler yetiştirmeliyiz ve nesillere unutulan, unutturulan milli hedefimizi hatırlatmalıyız. Bunlar bu zamanda birçok insana hayal gibi gelir. Fakat unutulmamalıdır ki her hedef bir hayalden doğar ve hedefler toplumları zafere ulaştırır.

 

Yukarıdaki paragrafa göre aşağıdakilerden hangisi yoktur?

 

A)Soru yoluyla anlamı pekiştirme

B)Örneklendirme

C)Benzetme

D)Alıntılama

E)Açıklama

HÜMEYRA BİLGİN

0 0 0 0 0 0
Benzer İçerikler
  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli
Makale gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 478